Şöyle bir mesajım var:


Tık tık tıkk!!
Duyduk duymadık demeyelim(ben mesela,öncekini geç duydum)
Duyanlar duymayanlara duyursun ,
Bloglarımızı hergün düzenli olarak tutabilmek adına,
sevgili Mari Antrikot  , bir çelinç (meydan okuma) düzenlemiş.
Her gün kendimiz ile ilgili bir şeyler yazacağız.
Herhangi bir şeyler.
Belki bir günlük tarzı belki sevdiğimiz şeyler.
Hiç hoşlanmadıklarımızı da yazabiliriz.Neden olmasın.
Ekim ayının 20 sinde başlıyor Aralık ayının 31'in de bitiyor.
Her ne kadar canım istediği zaman , keyif için yazsam da,
her gün düzenli olarak yazmak ,daha güzel olabilir.
Katılmak isterseniz diye haber vereyim dedim..

Kabaklı tart

 Epey zaman oldu, tariflerime ara vereli. Çocuklar gitti , mutfak mesaisi yarıya indi.
Kendimize ,ancak aşağıdaki gibi hafif  şeyler ,o da ara sıra ,yapıyorum.
 
1 tane yumurta,
1 çorba kaşığı yoğurt,
1,5 su bardağından azıcık fazla un,
yarım paket kadar oda sıcaklığında yağ(Becel kullandım) malzemeler bunlar.

Hamuru hemencecik yoğurup, buz dolabında bir yarım saat dinledirin. Sonra bir fırın kabına
elinizle yayarak ,alt tabanı hazırlayın;


2 yumurta,
1 adet kabak,
biraz beyazpeynir,
1 kuru soğan,
maydanoz, nane, dereotu,tazesoğan .
karabiber, az tuz

Bunlarda iç malzemelerimiz.
Kabağı rendeleyelim, soğanı ufak doğrayalım ,
hepsini karıştırıp hamur tabanın üzerine yayalım.
üzerine biraz zeytinyağ gezdirelim(az)
Doğru fırına , sonuç incecik bir hamur, üzeri hafif bir sebze , yeşillikler, yumurta, peynir yani
gayet lezzetli, doyurucu, besleyici.
Deneyin seveceksiniz..
Tabi yanına çay olacak ,
ince belli bardakta,
iyi demlenmiş...

Günbatımı duyguları..

 ''Sen geçerken sahilden sessizce,
  Gemiler kalkar, yüreğimden gizlice.
..  ''


''Artık demir almak günü gelmişse, zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar, bu limandan..
..  ''


veeee;
''Akşam oldu hüzünlendim ben yine,
Gel mehtabım gel sevgilim gel yine...''

Çatıların üzerinden de olsa Marmara denizinde yılın bu aylarında güneş o kadar güzel ,
o kadar muhteşem o kadar olağanüstü renklerle kavuşuyor ki.
Turuncular, sarılar, fuşyalar,morlar, maviler..Aklınıza gelmeyecek renk tonları. Seyrine doyum olmuyor.
Dün akşam  güneş ,manzarasının önünden geçen şilep ile tam bir görsel şölen oldu.
Böyle bir manzara tabii ki duyguları çoşturup,
biraz da hüzün katıyor  ruha..


Sokak Kedisi Bob



James ,anne ve babasının boşanmasıyla küçük yaşta uyuşturucuya başlamış bir bağımlı ve evsiz.
Hayatını gitarıyla sokaklarda kendi bestelerini çalarak yaptığı müzikle devam ettiriyor.Açlıkla, sefaletle mücadele ederken bir yandan da  uyuşturucudan kurtulmak için kamudan yardım görüyor.
Böyle bir çaresizlik içindeyken Bob çıkıyor karşısına. Akıllı mı akıllı ,sevimli bir sarman kedi.
Bob'un hayatına girmesiyle James ,çok yalnız kaldığını düşündüğü yaşamında bir yol arkadaşına
sahip oluyor .Ailesini ve  yaşamını tekrar kazanmak için yılmadan mücadele ediyor tabii Bob'un desteğiyle.

 (Bu gerçek kahraman James Bowen, yanında da Bob)
(Bob filmde kendisi oynamış, arada dublör kedi de kullanmış tabii:))  )

Film ,gerçek bir hikayeden ve en çok satan kitaplar listesinde yer alan, bir çok ülkede satışa sunulan  ''A Street Cat Named  Bob'' adlı kitapdan  uyarlanmış. Daha önce ''Haciko'' filmini izlemiştim .Bir köpeğin ne kadar sadık olduğu ile ilgiliydi. ''Bob'' da bir kedinin insanın hayatına nasıl güzel değebileceğini anlatması açıcından çok güzel bir film olmuş. Yine sulu gözlerim dayanamadı son sahnelerde.Bir baba oğul sahnesi yapmışlar, duygusaldı çok.
Hafta sonu için güzel bir film seansıydı bizim evde.
Denk gelirseniz izleyin.TV'de Desımart'da gösterimde.

Bursalı mısın? Evet..

Yeşil Bursa'nın Tophane'den görülen manzarası..
Bursa işte aşağıda, tarihin kenti.Kocaman bir ulu dağa sırtını yaslamış,ovasına yayılmış,
büyümüş ,gelişmiş.
Yeşili nerede derseniz ,manzarada pek görünmez olmuş taaa ötelerde , uzaklarda kalmış.
Bir de semti var Yeşil. Yeşil Türbe, Mehmet Çelebinin türbesi ve Yeşil Cami.
O kadar, işte Bursa'nın yeşili neredeyse o kadarcık kalmış.



Albert Einstein' a sormuşlar;
 
-Sonsuzluk nedir? diye,
 
Einstein'da demiş ki;
 
-Hayatta iki şey sonsuzdur, uzay ve insanların aptallığı.
 
Ama bunlardan hangisinin daha sonsuz olduğunu ben bile bilmiyorum..

Emlak Avcıları

              


  Bu programın, yabancı versiyonu Travel kanalda vardı. O programda ,yaşadıkları ülkeden ,iş , özel ya da keyfi nedenlerle ayrılıp ,başka bir ülkeye yerleşen aileler ele alınıyordu.
Yabancı bir ülkeye gelen aile, bir emlakçıya gidiyordu. Emlakçı onların bütçelerine göre
taleplerini göz önüne alarak, farklı bölgelerde 3 ev sunuyordu müşterilerine. Aile de bu üç evi
emlakçıyla beraber gezip , kendilerine en uygun olanı seçiyordu. Programın sonunda, 3 ay
sonrasını ,ailenin oraya yerleşip ,yaşadığı hali gösteriyordu.


 Herhangi bir ödül yarış falan yoktu. Hem çeşitli ülkeleri, hem oradaki evleri ,yaşam biçimlerini ve ev fiyatlarını inceleme açısından ,hoşuma giderek izliyordum.
Bizdeki benzeri olan Emlak Avcıları programında ise 3 emlakçı bir hafta boyunca , her gün farklı bir çifte satılık ya da kiralık ev sunumu yapıyor.Çiftlerin seçmiş olduğu evi tanıtan emlakçı puan alıyor. Hafta sonunda en çok puanı alan emlakçıi 10.000.-TL lik ödülün sahibi oluyor .
Sanırım şimdiki yeni bölümler cast çekimiymiş, sonra gerçek yarışmacılarla olacakmış, diye okudum.

Benim ilgimi çekti.
Hatta ilk bölümler Kartal , Maltepe civarı yani İstanbul'un yaşadığım bölgeleri olunca merakla izledim.
Fiyatları ve evleri görünce ağzım açık kaldı. O ev fiyatları nerelere uçmuş öyle,
Mesela bir ev baktılar şöyle hemen biraz ilerimizde, 2+1 ,ev arada derede bir yerde
fiyatı ;580.000-.TL.
Neymiş , bahçede ufacık bir havuz, bir de güvenlik var, iki de salıncak konulmuş çocuk parkı
diye. Özellikler bu.Evin içi ufacık tefecik , döncek yer yok misali:)
Residans diye gezdirdikleri evler ayrı bir terane..Çok güzelleri var , çok pahalıları var tabii ki.
Dönüşüm adı altında bizim ilçemize çok sayıda yeni ev yapıldı, nefes alacak yer kaldı mı? Hayır ,orası ayrı bir sorun.Yine de etrafımızı tamamen kaplayan bu yeni yerleşim yerlerinin içlerini  merak etmiyor değilim. Onun için Emlak Avcıları ilgimi çekti.

Değişik bir program , umarım reyting yapıcaz diye seviyelerini bozmazlar, gerçekçi yapılmasına çalışırlar. Ev piyasası ne durumda bizde görmüş oluruz.
Hem zaten öğleden sonra TV programlarının izlenir bir hali kalmadı. Bu tarz değişik programlar seyredilebilir görünüyor.

Benden  bir  TV 'de ne izlesem tavsiyesi ve program kritiği olsun:)

Ekim




Mevsimin en hüzünlü ayı, Ekim ayı. Ağaçlar yavaş yavaş sararır, börtü böcek kendi kabuğuna
çekilip, sessizleşir. Kuş cıvıltıları duyulmaz olur.Ekim ayının 1 inin Yaşlılar Günü olması da
sanırım Ekim ayının, bu özelliklerinden dolayı.
''Teşrinievvel'' olan  ayın ismi ,1945 yılında ,takvimdeki bazı ayların isimlerini değiştiren kanunla
Ekim olarak değiştirilmiş.Başka hangi ay isimleri değişmiş diye merak ederseniz;
''Teşrinisani'' denilen ay,1945 yılında çıkan bu kanunla, Kasım,
''Kanunuevvel''ayı, Aralık ayı,
''Kanunusani '' olarak adlandırılan ay ise Ocak ayı olmuş.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...