okuma durumları..



ON BİR DAKİKA

Önce şöyle bir göz gezdireyim,nasılmış, diye başlayıp ,
hemencecik bitirdiğim bir kitap oldu On Bir Dakika. Paulo Coelho yine güzel bir hikayeyi
yine güzel bir dille anlatmış. Bir kadın dilinden, gönlünden, bedeninden anlatılmış bir aşk
yaşamı.Maria' nın Brezilya'da başlayan hiç beklemediği bir şekilde İsviçre'ye uzanan
hayatta kalma ve aşkı bulma mücadelesi.  Sonunda, hayatın ''onbirdakika''
lık bir olay etrafında döndüğüne inanan Maria isimli roman kahramanı ,gerçek hayatta
varolan bir kadının yaşam öyküsünden kurgulanmış.
Ne kadarı gerçek bilemeyiz. Ne de olsa yazarı bir erkek.
Cesur bir anlatım, güzel bir kitap.Tavsiye olunur.


KURT GÖLÜ
Tam bir polisiye roman.Heyecanlı bir roman ,
 katilin kim olduğunu baştan anlayamadığınız türden.
John Verdon 'un okuduğum ilk kitabı bu. Özellikle polisiye hikaye severler
tanıyordur belki ama ben yeni okudum, sardı beni.
Sanırım diğer romanlarını da okuyacağım .

Şimdilik bu kadar okuma yeter,
herkeslere şöyle güzeel ,keyifli bir pazar günü diliyorum...

Görüşürüz..

soy ağacı

E-Devlet uygulaması kapsamında başlatılan Alt-Üst soy bilgisi sorgulama
ile ilgili ilk haberleri izlediğimde şaşırdım. Doğrusu önce ne gerek var diye
düşündüm. Oysa halk gerek görmüş, bir talep patlaması yaşanmış ,sistem
yoğunluktan kitlenmişti bile.
Sonra yeniden açıldı diye haberler çıktı. Bizde soyadı kanunu bile 1935
yılında yürürlüğe girmişken, en fazla kaç yıllık çıkar ki soylar,
ondan öncesi kayıtlar nasıldı, var mıydı falan derken,
 bu kadar konu edince ,meraklandık.
Meraklı milyon kişi arasına girip sorgulama yaptık.
TC numaranız ve şifrenizle girdiğiniz E-Devlet uygulamasında
Alt-Üst Soy Bilgisi Sorgulama kısmına giriyorsunuz, hemen hemen
bir saat sonra telefona bir mesaj düşüyor.Sorgulama işleminiz
hazır , girip bakabilirsiniz diye.
Nüfus ve vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Alt Üst Soy Belgesi
adı altında bir nevi nüfus kayıt örneği dökülüyor önünüze.
Bir tuhaf duygu.
Benim soyağacımda anne tarafımda beş kuşak öncesini ,
yani;
Annesinin, annesinin, annesinin, babasının ,babası
var..Doğum yılı;1837
Baba tarafım üç kuşak geride.
Babasının babasının babası..Doğum yılı;1866
 Birdenbire karşınıza çıkan büyükleriniz.
Doğum yılları, yerleri..
Bildiğiniz, hiç duymadığınız isimler.
Değişik bir tecrübe..

KAYHAN


Kayhan  annesiyle Ankara'da yaşamaktadır. Biraz safça,
hala çocukça düşünen, iyi niyetli bir genç irisi.
98 yılında mezun olduğu lisesinin pilav gününe katılmak için İstanbul'a gelir.
Fakat  kendi sınıfından arkadaşları onun geleceğini öğrenince,
 törene katılmaktan vazgeçmişlerdir.
Bunun bile farkında olmayan iyi niyetli Kayhan , tören için yeniden
hazırlanan mezuniyet yıllıklarında  sınıf arkadaşlarının kendisi için yazdığı
nefret dolu, alaycı yazıları okuyunca üzüntüden kahrolur ve hepsinden
intikam almak için yemin eder. Bu konuda ona tek yardım edecek
olan küçüklük arkadaşı Orçun'dur. Biraz zoraki olan bu yardım yüzünden Orçun'un da
başına gelmeyen kalmaz. .
Hepsi belli bir kariyer sahibi olmuş sınıf arkadaşları hiç ummadıkları anda karşılarına
çıkan Kayhan'ın türlü tuzaklarıyla dolu intikam oyunlarına düşerler.

Şahan Gökbakar 'ın filmlerini nedensizce seviyorum.
Bu filmi için fena değil diyeceğim, öyle çok  komik falan değil.
Yine de izlemek keyifli, eğlenceli,gülmeceli.
 Şahan Gökbakar sevenler için
hafta sonu sinema seçeneği olabilir.
İyi pazarlar.

size de olur mu?

Demet;
-bakayım var mı, diye içeri kısma gitti.
O sırada Haticanım telefonla konuşuyor ,hareretli hararetli.
-Hiç kalmamış, şimdi istetsek öğleden sonra 3, 5 da gelir.
 Bu arada Haticanım, bir yandan telefonla konuşurken ,eliyle dur dur işareti
yapıyor, .
Bizde oradaki iki sandalyeye oturup beklemeye başladık.
Aklıma dün baş ağrısı ilacını ararken gördüğüm kutular geldi.
Bizim evde ilaçlar kocamın sorumluluğunda.
O düzenler, saklar, süresi geçenleri ayıklar falan.Ben ecza dolabına pek uğramam.
Kullandığım ilaçlar kendi çekmecemde durup durur.
Ama dün baktım başım ağrıyor, ecza dolabına elim gitti işte .
O sırada yine görmemin pek mümkün olmadığı bir köşede, diplerde iki boş kutu gözüme
çarptı.
Birinin üzerinde kendi ismi ve bir tarih, diğerinin üzerinde oğlumun adı ve bir tarih.
Alıp baktım.Tetanoz aşısı kutuları.Oğul bisikletten düştüğünde,
kocamında elini  vida kestiğinde tetanoz aşısı olmuşlardı.O aşıların kutularının
saklandığını bilmiyordum.
'Allah allah' diye düşündüm,'Bak görüyor musun bunları bile saklamış, gerekiyor demek'.
İşte tam da bunun ertesi;
Bu sabah keyfim pek yerinde yemek yapıyorum. tepside içli köfte  pişiricem.
Radyoda müzik falan, hava güzel.
Sonra dolaptaki salça kavanozuna baktım az var,
kaşıkla iyice içini sıyırdım ama yetmez bu diye düşündüm.
Sandalyeyi kiler dolabına yanaştırıp üzerine çıktım.
Her seferinde kocam, yapma bunu düşeceksin ,diyor ama
şu mutfak dolaplarını öyle tepelere yapıyorlar ki boyum uzun olmasına rağmen
ben bile sandalye kullanıyorum üst raflara ulaşmak için.
Salça kutusu köşede.Bu sefer cam değil
bazen tercih ettiğim teneke kutulardan.
Sandalyeden inip kutuyu açma işine girişiyorum.
O üzerindeki hani kutu içeceklerde ve pek çok konserve kutularda olan halkayı
çekiyorum.
Kolayca açılıyor.
Sonrası nasıl oldu, nasıl o açılan sivri kenarlı ,yuvarlak kapak
bir jilet gibi benim parmağıma daldı,
o ufacık derin kesikten nasıl bir anda kan çıktığını hissetim,
hiç anlamadım.
Bir iki saniyede parmağım ağzımda ,kanı durdurmak için gayri ihtiyari
sokmuşum, hemen koşup tentürdiyota buladığım pamuğu bastım, yara bantı taktım.
Geçer şimdi ,diye düşündüm,
ama içime de bir evham düştü,dün gördüğüm tetanos kutuları geldi.
Ya hu çağırdın mı kadın!
yoksa olacaktı da hissi kablel vuku mu oldu sana!hıı. .

Ben bunları düşünürken, Haticanım elinde iğne kutusu, kalfasını haşlıyor ,
-Demet neden yok diyorsun, bak burda var bir sürü.
-şey onları grip aşısı sandım dı diyo demet.
Ben aşının koldan yapılacak ufacık bir iğne olduğunu öğrenince rahatlamış,
kolumu sıvamış bekliyorum.
Haticanım, bismillah diyip ince iğneniniçindeki aşıyı koluma zerketti.
Mahallemizin bir tanecik eczacısı ile biraz hoş sohbet edip, eve geldik.
Kocam kutunun üzerine adımı ve tarihi yazıp diğer iki tetanoz kutusunun yanına koydu.
Bunada şükür deyip, güne devam ettik..

İşte böyle durumlarda tetanoz aşısından korkmamak gerekirmiş.
Koldan yapılan basit bir iğne.
Tetanoz aşısı;
Beş yıl koruyucu imiş.
Tabi ki böyle kesikler derinse ise derhal dikiş attırılması gerekiyor.
Her yerde eczacıların hallebileceği şekilde olmayabilir olay.
Her türlü kesici alet, tetanoz mikrobu taşıyabileceğından
bu tip, kesikli ev  kazalarında da ihmal etmeden aşı yaptırılmalı.
söylemeden geçmiyim;
Bundan gayrı,
 teneke kutuda bir mal alırken bir değil iki kez düşüneceğim..

iyi haftalar...

belki de o gün bugündür.
İyi haftalar,
okullar açıldı,
yeni dönem başarılar getirsin öğrenci evlatlara.

Çocuklar Duymasın Tutku'su

Pazar gecesi dizimiz ''Çocuklar Duymasın''.
2002 yılından beri ,bazı yıllar ara verse de, devam eden
Pınar Altuğ ve Tamer Karadağlı 'nın
başrolünde olduğu komedi tarzı bir aile dizisi.

 İlk bölümlerinde, küçük oğulları havuç lakaplı Emre ve Duygu yüzünden
sorunlu evliliklerini yürütmeye çalışan genç bir karı koca
rolündeki Meltem ve Haluk , daha sonra boşanmaktan vazgeçip mutlu mesut yaşadılar.
Kavga edecekleri zaman herkesin gözü önünde olmasın diye, ''mutfak'' diyerek birbirlerini
mutfağa çağırıp, orada tartışmaları pek hoş ve manidardı.
Bu arada sezonlar boyu devam eden dizide,''mutfaak''
diye diye kavga eden  Haluk ile Meltem ayrılacak derken ,yakın
arkadaşları ,can ciğer dostları Gönül(dominant teyze) ve Selami boşandılar.
(laf aramızda Selami başka bir diziden emekli olma yolunda ilerliyor)
Gönül'de  daha sonra  (zero) Tuna ile evlendi. Emre ile Duygu
büyüdü.Havuç üniversiteli oldu, evden ayrıldı,
Duygu evlendi ,Meltem ve Haluk'un dünürleri oldu,torunları oldu,
işten çıktılar, evleri değişti yani olaylar olaylar..
Bir Türk ailesinin yaşayabileceği olaylar Meltem ve Haluk'un çevresinde ,
komedi katılarak anlatılmaya çalışıldı yıllarca.
2017'de yeni sezon başladı. Bu sezon sakin geçiyordu ki Meltem aniden boşanmaya karar
verdi.Aslında ani değil taaa 2002 de vereceği kararı ancak hayata geçirmeye fırsat buldu.
Haluk'da bunun üzerine gurur yapıp evi terkedince işler değişti.Meltem onun bu işi
hemen kabullenmesine bozuldu, Haluk inat etti falan derken,
hiç ummadıkları bir anda işyerindeki kırmızı saçlı sekreterin arkadaşı,
Tutku araya giriverdi. Haluk'a saplantılı bir şekilde aşık olan Tutku
ailenin içine de girmeyi başarıp Meltem'e etmediğini bırakmadı.


Haluk ile Tutku 'yu bir arada ''kek'' yerken gören Meltem ,
Haluk'un hayatında başkası var diye, için için perişan olup,
 pişmanlık içinde yüzerken, Tutku bir yandan da Haluk'u elde etmek
için Meltem'in bir sevgilisi olduğuna Haluk'u inandırma taktiklerine girişti.


Yani ortalık yanıyor..Tutku ile birlikte olaylar heyecanlandı.
Tabii ki bu bir dizi,
ama gerçekte de böyle değil mi?
iletişimde bulunmayıp, karşımızdaki ile konuşmayıp, karşımızdakine güvenmeyip,
işi gurur ve inada bindirirsek ,
sonuçlar tahmin edilemez hale gelebilir..

Bakalım bu akşam Tutku, yine neler edecek, Meltem ve Haluk'a.

doğum günü

Üzerine limonları dilimleyip koymuş,jölesini de limon ağırlıklı, portakal rendeli yapmış.
Cheescake e bayıldığını söyleyince
kzımın kankisi;
'' tamam anneanne ,ben sana yapıp getireceğim ''demiş. Taa yazlıktan sözleşmişler.
Kızım ve kankileri, bu yaz üç dört gün annemde kaldılar.
Anneanne, dede diye döneniyorlar,pek sevmişler birbirlerini.
Kışında böyle cheescakeli bir gün yapalım sömestrede, demişler.Kankilerin
gelicez diye, haber verdikleri günde,  annemin
doğum gününe denk gelmesin mi! Şahane bir tesadüf oldu.
Annem karşısında torunu,torun kankisi ve kızını görünce çok sevindi.
Yolumuz üzerindeki pastaneden bir tane mum aldık.Fırıncı, sanki bilir gibi
mumu da sarı vermiş.
Limonlu cheescake, üzerinde limon dilimlerinin arasında sarı ufak mumu
yakıp ,anneme doğum günü şarkısıyla üflettik.
Resim çekeyim dedim,ay durun dedi annem bir ruj süreyim.
Koşturdu odasına ruj sürmeye.Bordoya çalan  renkteki rujunu sürmüş,
yanaklarına da allık.
Babam da geldi ,kızlarla annemin arkasına, güle oynaya poz verdiler.
Sonra demlenen çaylarla,cheescake yedik. Çok lezzetli olmuştu.
Vişne çürüğü renginde, yaka düğmesi parlak taşlı ,şifon bir gömlek aldım, pek peğendi.
İyi günlerde giysin..
Sağlıklı uzun yaşların olsun anne..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...